12 Eylül 2017 Salı

12 Eylül 2009 Samiyen Deplasmanı

,
İlk Sami Yen deplasmanımdı, ilk dediğime bakmayın, tribünlerin yarı yarıya olduğu zamanlarda sezon öncesi yapılan TSYD kupası maçlarında falan gittim Sami Yen’e. O zaman babam tutardı kolumuzdan kardeşimle beni götürürdü maça. Büyüdükten ve aklımın ermeye başladığından sonraki ilk Sami Yen deplasmanım…




Biletler hafta içi internet üzerinden satışa çıkmıştı. 900 civarı bilet ayırıyordu Galatasaray yönetimi rakip taraftara. Haliyle almak çok zor olacaktı. Tabii o zaman liste falan yapılmıyor, Passolig’ine falan aktarılmıyor bilet. Ya erkenden sıraya giriyorsun İnönü gişesinden çıkıyor bilet ya da Biletix üzerinden satışa çıkıyor. Sayfayı yenileye yenileye denk getirebilirsen alıyorsun maça bileti. Ben denk getirebilen şanslılardandım.
Her Beşiktaşlı genç Kadıköy ya da Sami Yen deplasmanı hayali kurar. Bu aynı şekilde Gs ve Fb tribünü için de geçerli. Çünkü bu maçların havası bir başkadır. Velhasıl biletimi almıştım artık maç gününü, maç günü geldiğinde de maç saatini beklemeye koyuldum.

Maç sabahı erkenden Beşiktaş'a geçmiştim. Orada abilerimizle bir kahvaltı, sohbet muhabbet derken Sami Yen’e doğru yola koyulmaya başladık. Normalde 900 kişi olmamız gerekiyordu ama 900'den fazla insan vardı. Biletli, biletsiz, eski biletli yaklaşık 1200-1300 kişi. İlk defa gideceğim ya deplasman tribününe raconunu bilmiyorum tabi. Gerçeği oraya varınca görecektim.
Fulya yokuşunu tırmandıktan sonra Ali Sami Yen stadının alanına girmiş bulunuyorsun. Fulya yokuşu demişken, yokuşu çıkarken kaç defa mola verdiğini hatırlayamadığım "bonus" Emre abime sevgilerimi iletiyorum. Arkasından ite ite çıkarmıştık yokuşu. Bir şekilde stat önüne geldik. Sol tarafımızdan Galatasaray eski açık tribünü stada giriş yapıyor. Laf dalaşları, karşılıklı pet şişeler falan atmosfer güzel yani anlayacağınız. Ama bir sorun var 900 kişinin gireceği tribünde sadece bir tane turnike çalışıyor. Yani bir görevli tek ek biletleri okutup içeri alıyor. Gözünüzü önüne getirebilmişsinizdir o an oradaki ortamı. Maça kalmış 1 saatten az inanılmaz bir kuyruk. İlk Sami Yen deplasmanım, içim içime sığmıyor ama maça giremeyeceğim diye de korkuyorum…

Dakikalar geçtikçe korkum arttı. İtiş kakışlar arasında sıra ilerliyor ama sanki hiç ilerlemiyor gibi, haliyle maç da başladı. Tezahüratlar falan duyuyoruz. Bizimkiler iyi bağırıyor ya da tribünün önünde olduğumuz için bana öyle geliyor. Sonra bir süre sonra bir gol sesi geldi ama cılız bir ses. Dedim aha attık herhalde. Çünkü tribünün yarısı hala dışarıda ve ses çok kısık geldi dedim kesin biz attık. Derken bir telefon meğersem Galatasaray atmış golü. Golü atan da Mustafa Sarp olduğu için inanamadılar herhalde ondan az ses çıktı dedim kendi kendime.
Neyse öyle böyle ite kaka içeri girdik. 20 küsürlerdeydi dakika yerimizi aldık tribüne ayak uydurmaya çalışıyoruz. Tribün sağlam, Gs önde ama takım da iyi gidiyor. Serdar Özkan ikide bir pozisyon buluyor ama atamıyor. Karşı karşıya kalıyor atamıyor saç baş yolduruyor falan.
Devreyi ettik öyle. Çeviririz gibi geliyor çünkü gerçekten iyi oynuyor takım. Tribünse o zamanları yaşayanlar çok iyi bilir tam anlamıyla gününde. 900 kişi ama sanki 3000 kişilik ses çıkıyor. Rakip tezahüratlar bastırılıyor falan.
2.yarı başladı takım rayında, bastırıyoruz artık attık atacağız diyoruz. Takım ileri gittikçe tribün de gazlanıyor takımı daha da ileri itmeye çalışıyor. Derken sağolsun Rüştü ikiyi yedik. Yine klasik ofsayt bekliyor ama değil tabi. 2 olduktan sonra tabi maç çevirmek zor. Gs tribünü de makaraya başladı. O zaman başkanımız, şimdiki Tff başkanı olan şahıs. Kendisinden hiç haz etmedim, etmem de. Ömür boyu da nefret edeceğim. Gs tribünü makarayla bizim istifa etsin artık diye söylediğimiz ‘Yeter Yıldırım Demirören Yeter’ tezahüratına başladı dakika 70 civarıydı. Şimdi ne kadar sevmesek de ki eminim o gün orada olan yüzde 90 da sevmiyordu kendisini ama bir anda savunma durumu aldı tribün. Siz kimsiniz de Beşiktaş başkanlık makamındaki insanla makara yapıyorsunuz gibi. Ve anında ‘Orospu Çocuğu Ali Sami Yen’ tezahüratı koptu bizim tribünde. Bunu bağıran yaklaşık 300 kişilik bir gruptu. O anı öyle net hatırlıyorum ki yapmayın beyler milletin kutsalına küfretmeyin demiştim. Yine etrafımda birçok insan da aynı tepkiyi verdi. Sonuçta öyle ya da böyle bu bağırıldı kınayanlar oldu, hoşuna gidenler oldu. Şu anda sosyal medyada çokça kullanılıyor bu küfür kendi tribünümüz tarafından. Olayın etik kısmına ya da yakışıyor/yakışmıyor kısmına hiç girmeyeceğim. Benim onursal başkanıma küfür edebilen her topluluğun kutsalına ben de küfür edebilirim, ediyorum, ediyoruz. Neyse bu konuyu uzatmayalım.
Sonra nasıl olduysa 3 oldu. Beşiktaş olarak belki de Sami Yen’de oynadığımız en iyi oyuna karşılık 3 tane yemiştik. Sağolsun Serdar Özkan ve Rüştü. Bu tarz yenilgilerde insan tabii ki üzülür ağır yenilgi bir de iyi oynamışsın bir de ezeli rakibine kaybetmişsin hem de kendi başına gittiğin ilk Sami Yen deplasmanında. Üzülmüştüm tabi maçtan sonra 1 saat bekletip geldiğimiz yoldan geri gönderdiler Beşiktaş'a. İçimde maçın sonucunun verdiği burukluk ama yaptığımız tribününün, Gs tribününü kaç kere alt ettiğimizin düşüncesiyle ve heyecanıyla eve doğru yola koyuldum. Hala bile ara ara açıp izlerim o maçın tribününü. Güzel bir gündü, güzel bir tecrübeydi. Eyvallah Beşiktaş. Üzüntüne de sevincine de eyvallah büyük Beşiktaş.
Playlist

   1. Yakışı Sana Şampiyonluk Yakışır Sana
   2. Saldır Beşiktaş'ım Ooooleeey
   3. Nevizade Geceleri'ni bastıran Üçlü ve Sen Çok Yaşa!
   4. Sen Çok Yaşa!
   5. Yıldırım Demirören Yeter ve Orospu Çocuğu Ali Sami Yen!

0 yorum to “ 12 Eylül 2009 Samiyen Deplasmanı ”

Yorum Gönderme

 

Arşivde Canlanır Koskoca Mazi Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger