26 Kasım 2013 Salı

30 Kasım 2003 Fenerbahçe-Beşiktaş

,

   Yine bir 30 Kasım, yine Kadıköy deplasmanı. Aradan 10 sene geçecek cumartesi günü derbi oynanırken, ama o günü ne Beşiktaş taraftarı unutacak, ne de Fenerbahçe kalecisi Recep.

   100. Yıl şampiyonluğu sonrası tavan yapan Beşiktaş önderliği, bir sonraki sezon katlanarak devam eder. 13. Haftaya, Kadıköy'e gelmeden önce 10 galibiyet 2 beraberlik almıştır Beşiktaş. En yakın rakibi Galatasaray'ın da 6 puan önündedir. Bütün planlar Kadıköy'den galibiyet alınıp Türkiye Şampiyonluğunu cepte saymak adına kuruluydu.


   2003-2004 Sezonu benim için galibiyetin, mağlubiyetin, şampiyonluğun öneminin arttığı sezondur. O döneme kadar tek önemli olan, maça gitmek, Beşiktaş'ın olduğu yerde bulunmak, maç öncesindeki eğlenceyi yaşamakken 2003-2004 sezonuyla beraber tek önemli olan galibiyetler, mağlubiyetler olmaya başladı. Bunun iki nedeni var muhtemelen, biri efsane bir 100. yılı yaşamak ve ergenlik sanırım.
 
   Kadıköy'de Fenerbahçe'nin ölüm kalım, Beşiktaş'ın şampiyonluk maçı başlar. İki takım da birbirini tartarken Beşiktaş takım oyunuyla daha etkili olur ilk yarıda, Sergen'le iki pozisyon yakalanır, birinde Recep çizgide tutar topu. Bu pozisyon 52. dakikada olacakların habercisidir adeta. İlk yarı, iki takımın kontrollü oyunuyla sona erer. Maç genelinde Beşiktaş takım oyunu ve teknik bir şekilde, kontrollü paslarla oynarken, Fenerbahçe sadece koşarak, baskı yaparak pozisyon elde eder.
 
   İkinci yarı da sakin başlar. 52. dakikada kaleye doğru giden Tümer'i ceza yayının solunda düşürür yere Thomas, ve sarı kart görür. Yıllarca makarası yapılacak o an gelir çatar işte. Sergen geçer topun başına, sol ayağıyla kaleci Recep'in soluna nefis gönderir topu, ne hareket edebilir Recep, ne de bir hamle. Çaresizce topu izler, ve Kadıköy'de 1-0 öne geçer namağlup Karakartal.
 
   Golün hemen ardından Sergen karşı karşıya çok net bir gol kaçırır. İşte bu pozisyondan sonra tekrar başlar maç. Ne yaptığını bilmeden, son şansı için delice saldırır Fenerbahçe, Tuncay'la, Serhat'la, Luciano'yla. Lucescu'nun tabiriyle katil gibi saldırır. Maçı tekrar izlediğimde Fenerbahçe'nin bu maçı 11 kişi bitirmesine bir kez daha hayret ettim. Hele Luciano 3 kere falan atılması gerekiyordu sanırım. Ama ne olursa olsun bu baskı işe yaradı Fenerbahçe adına. Hojdoonk'un 2 golü üst üste gelir, buz gibi havada ter basmıştı adeta, goller sonrası atletle kaldığımı hatırlıyorum, o derece kötü bir histi. Hele spikerin Van Hojdooooonk bağırışları yıllar geçmesine rağmen kulaklarımda çınlamakta. Fb Tv spikeri anlatsa o golü o kadar bağırmazdı sanırım.
 
   Neyse ki bir an evvel toparlandı takım, bir kaç kere de yokladı kaleyi. Ama maça asıl noktayı 83'te koydu Karakartal. Yine Sergen'in gol attığı bölgeden, bu sefer Tümer kullandı frikiği, arkada ufacık boyuyla saklanıyordu Ahmed Hassan, O da Recep'in soluna gönderdi kafayı. Sallasa da yıkamadı Beşiktaş'ı, Fenerbahçe. 1 Puanı da kaptı geldi Kadıköy'den Karakartal. Şampiyonluk için bütün yollar temizlenmişti artık. Ama Cem Papila'yı kimse hesap edememişti tabi.



   Maç sonrası futbolcular taraftarla 1 puanı kutlamak, kucaklaşmak için tekrar sahaya çıkar, tribün başlatır besteyi;

Sevdim seni bir kere
Başkasını sevemem
Deli diyorlar bana
Desinler değişemem
Desinler değişemem
Desinler değişemem

Ve Maçın Özeti;


Not:
Videoyu Vimeo sayfasında açıp "Download" butonunu tuşlayarak orijinal halini indirebilirsiniz.

0 yorum to “ 30 Kasım 2003 Fenerbahçe-Beşiktaş ”

Yorum Gönderme

 

Arşivde Canlanır Koskoca Mazi Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger