28 Kasım 2013 Perşembe

28 Kasım 2010 Samiyen Deplasmanı

,
 
   2010 Yaz aylarında başlıyor her şey. Msnde gece toplantıları düzenleniyor, Beşiktaş bu sene ne yapar, ne eder konuşuluyor. Sonra bir laf atılıyor ortaya "Abi her şeyi geçtim, şu Galatasaray'ı Samiyen'de yenelim, başka bir şey istemiyorum.". Deli atmıştı da kazanmıştık en son, 2002'de, 8 Aralık'ta, tekrar olsa ya aynısı. Gel zaman git zaman transferler başlıyor, Quaresma geliyor ilk, 18 Haziran 2010'da iniyor İstanbul'a. Sonra Guti geliyor, Robinho kapıdan dönüyor. Rüyalar, hayaller, ama hepsi Samiyen deplasmanı için kurulu. Sanki nasıl olacağının kararı oradan çıkacakmış gibi öneriler geliyor; "Quaresma atsın abi 90'da, yok yok Guti salsın araya, ya da Deli İbo atsın yine sağ ayağıyla.". Sezon yaklaşıyor fikstür çekiliyor.

14. Hafta Ali Sami Yen Stadı Galatasaray - Beşiktaş

   Hedef daha da yakında artık. Lig başlıyor herkes aynı şeyi düşünüyormuş ki, Karabük'e giden deplasman otobüsünden harika bir beste çıkıyor;

Aramadığım yer kalmıyor seni,
Yıldız'dan Taksim'e kadaaaaar,
14. Hafta,
Galatasaraaaay !



   Aynı deplasmanda yıllardır pusuda bekleyen, gelmiş geçmiş en anlamlı, en duygusal bestelerden biri de patlar. Her kıt'ası 'Beşiktaş Seninle Ölmeye Geldik !' sözleriyle biten bestenin son kısmı da rakip Galatasaray'a dokunuyor, tek kelime küfür olmadan. Sonra tribün tarihinin en güzellerinden olan bu besteye 'Kontra' sıfatı bile verilemeyecek orta okul seviyesinde bir karşılık veriliyor. Bestenin başından sonuna kadar küfür, küfürden fazlası var aslında. Tribünlerden hiç eksik olmamıştır küfür, ama bu durumda yakışık almayan şey, yaratıcılığın tavan yaptığı, Nirvana'daki duygularla yazılmış bir besteye, 30 saniyede, küçük bir çocuk ağzıyla yazılabilecek besteyle karşılık verilmesi. 

   Bu gelişmelerden sonra Galatasaray-Beşiktaş maçı tribün açısından daha çok önem kazanıyor. Zaman geçiyor, maçın tarihi Kasım'ın 28'i olarak belirleniyor. Hayaller, dualar, temenniler bir yana, bilet alabilecek miyiz? O tribünde olacak mıyız? Soruları karıştırıyor kafaları. Artık gişeden değil internetten çıkıyor çünkü biletler. Valilik açıklamasıyla bin küsür Beşiktaş taraftarına Ali Samiyen'de yer ayrılacağı, bu biletlerin de 26 Kasım cuma sabahı saat 10'da internetten satışa çıkacağı belirlenir. 


   Tam o anda gerilim müziği girer arka fonda. Geceden eşe, dosta, akrabaya, futbolla alakalı herkese haber salınır, hepsine Biletix'ten üyelik alınır. Dört koldan saldırılır sisteme. Sabahın sekizinde heyecanla gün aydınlanır, internet kafede açılır gözler, evde de aile fertleri saldırmaktadır. Saat 10'a dayanır, denemeler başlar, uzun bir süre başarısız sonuçlanır. Sistemde kilitlenmiştir tam o anda. Başkaları alabildi mi acaba diye Forza Beşiktaş forumunu gezerken tanıdık simalardan biri bilet konusuna yazar. 'Bir adet fazladan bilet aldım, gişe fiyatına bir arkadaşa vereceğim bileti.'. Bir umut bu mesajı kovalamaya çalışırken, sayfayı yenileyip, 'Abi bana ver, bana ver' yazılacakken bunu 100'den fazla kişinin yaptığı görülür. Sistemden de hala bilet alınamamakta bu esnada. Yazın bu maçın muhabbetini 1756 kere yaptığımız abilerden birinin yakından tanıdığıdır mesajı atan kişi. Telefon edilir hemen.

   -Abi ben hala bilet alamadım X abi foruma böyle böyle yazmış bir el atıver. 
   Hayatta ilk defa torpil girişiminde bulunduğum andır bu. 
   -Fazla ümitlenme ama deneriz şansımızı.

   Bu esnada hala bilet alınamıyor sistemden. Gidemeyeceğiz lan galiba düşünceleri sararken aklı, telefon çalar.

   -Muhtemelen bilet senin, telefon numarası da bu...

   Halayla, Türkülerle sevdi bu kalpler. Telefon edilir biletin garantisi alınır şöyle sağ ol, böyle teşekkürler derken, hayallerin ilk aşaması gerçekleşir.

   Bir şekilde vakit geçer 27 Kasım gecesi hayallerle yatılır yatağa, 28 Kasım sabahın uyanılır. Bileti almak için Mabedin yolu tutulur. X Abi gelir, gişeye girilir, başkasının kredi kartıyla alınmış bilet, kredi kartı sahibinin de kimliği yok elimizde. Küfür kıyamet başlar sen nasıl vermezsin bileti inatlaşmasını masum masum bir köşeden izlemekteyim.

   -Yok vermiyor bileti, al sen paranı.

   Cordoba, Tuncay'ı yere düşürür, hakem penaltı verir, Cordoba'ya da kırmızı kart gösterir. Kaleye de Pancu geçer. Alex, Pancu'nun solunda topu ağlara gönderir ve 3-3 olur skor. 

   Semte gidilir, karaborsa falan bir şekil alınacaktır tabi ama eldeki bilet uçmuştur onun üzüntüsü vardır. 2-3 Saat geçtikten sonra telefon gelir Ankara'dan.

   -X Abi almış bileti Çarşı Kahve'de seni bekliyor koş al bileti.

   Şimdi pas, Ali Güneş, Koray yerden gool, Koray attı, tarihi bir maç izliyoruz tarihi, Koray'ın golü.

   Usain Bolt misali 5 dakika içerisinde koşarak bilet alınır arkadaşların yanına geri dönülür. Samiyen'deki son derbi, son deplasman için hazırdır her şey artık.

   Vakit gelir, kalabalığa kalmadan 10-15 kişi çıkılır yola. Fulya yokuşunda polis durdurur, grupla gidebilirsiniz sadece yanıtı gelir. Ne yaparız, ne ederiz derken, taksiyle gidebilirsinize döner iş. Taksilerle yola koyulur ama deplasman tribünü yolu neresi kimse bilmez. Yolda Tufan Amir yakalar, geri dönün lan der, taksiden indirir. Ters yola sapılır ve Fulya'nın ara sokaklarında 15 Beşiktaş'lı kaybolmuştur. Akşamın karanlığında bir tülü yol bulamazken Galatasaray'lı dostlarımız bize yol gösterir. Ve Samiyen oradadır.


Pankartı asarken yaşanan bir diyalog: "Gençler yanlış yazmışsınız, Müebbet Sevda değil, Müebbetlik Sevda olacak. Yanlış yazmışsınız. - Abi doğrudur valla arkadaşlar yazmış. Haklısın. -Yani Müebbet Sevda yanlış olur, bak Arapça biliyorum ben! Doğrusu Müebbetlik Sevda.


 Erken gidildiği için rahat bir şekilde girilir stada, 12-13 yaşlarında bir ufaklıkta bizimle beraber girer içeri. Pankart asmak için hazırlanırken, ipleri kesmek için kesici bir şey lazım olur. Tam o anda bizimle beraber içeri giren Kartal, cebinden çıkartır bıçağı. Güle oynaya asılır pankart.


   Maç saati gelir, tribünden yükselen Beşiktaş sesleriyle sahaya çıkar iki takım. Bu esnada Elano'nun elini tutarak sahaya çıkan bir Yavru Kartal sesi takip ederek Beşiktaş taraftarının olduğu bölümü görüyor, ve eşlik ediyor tribüne. Geçen hafta çok saçma bir şekilde Konyaspor ile 2-2 berabere kalmıştı Beşiktaş, ama hep içten geçen bir şey vardı. Konya maçında puan kaybı yaşanırsa Ali Samiyen'de kesin kazanacaktık.


   Maç başladı daha iki takım da oyuna ısınamamışken Ali Turan'ı arkasına aldı, soldan yardırdı Holosko. Ali Turan'da en mantıklı hareketi yapıp düşürdü Holosko'yu. Dakika 6, 8 yıldır galibiyet göremediğimiz Samiyen'deyiz, penaltı kullanıyoruz, topun başında Guti var. Guti golü attı, Yeni Açık'ın oradan Eski Açık'taki taraftarlarına yumruğunu sıkarak selam yolladı.

 
Sonraları bu fotoğrafı 7-8 arkadaş olarak T-shirt yaptırdık
   Bu golden sonra tamamen baskıyı Galatasaray ele aldı, ama tecrübenin üstün olduğu Karakartal skoru korumayı başardı ve ilk yarı 1-0 sona erdi. Hayallerin gerçeğe dönüşmesine artık sadece 45 dakika kalmıştı. İkinci yarı başladı, Galatasaray varını yoğunu ortaya koydu. Ama bir süre sonra yoruldu 70'ten sonra yavaş yavaş Beşiktaş atakları başladı, önce Nobre attı hakem saymadı, sonra Holosko vurdu, direk saymadı. Geliyordu ama ikinci gol, hissettiriyordu kendini. 


   Tribünden Siyah-Beyaz seslerinin duyulduğunda dakika 79'du. Sol taraftan İsmail aldı topu, ilerledi, ilerledi, topu yanındaki Guti'ye verdi. Guti, yılların tecrübesi Nobre'ye açtı ortayı, Nobre adrese teslim vurdu kafayı kaldırdı kolları havaya.



   Topun ağlara girdiğini görür görmez Guti bize, deplasman tribününe koştu, armayı öptü, koştu peşinden İsmail geldi Eski Açık'taki deplasman tribünü önüne. Zafer artık çok yakındı.


   Makara başladı, yıllardır 'Yıldırım Demirören Yeter' diye dalga geçen Samiyen Kapalısı, şimdi kendi başkanını istifaya davet ediyordu, bin küsür Beşiktaş taraftarı da buna eşlik ediyordu. Tam rahatça kazanıyoruz derken Kewell vurdu Cenk elinden kaçırdı. Ecel terleri dökecekken kaleye bile yaklaşamadı Galatasaray ve Cüneyt Çakır son düdüğü çaldı. Takım tribünün önüne geldi, galibiyet kutlandı. Hayaller gerçek oldu, Samiyen'de son derbiyi Beşiktaş kazandı.


   Bir maçı takım hak eder de, bu maçı taraftar hak etmişti. Sabahtan akşama kadar yaşananlar, o akşam eve üzgün dönülmemeliydi, hayaller gerçek olmalıydı. Ve sonunda 28 Kasım tarihi hayatımda bir efsane olarak kaldı. 

   Playlist

   1. Takım sahaya çıkarken Üçlü ve A.A Galatasaray
   2. Penaltı ve Gücüne Güç Katmaya Geldik
   3. Guti'nin golü ve Gücüne Güç Katmaya Geldik
   4. Nobre'nin sayılmayan golü ve Gücüne Güç Katmaya Geldik
   5. Siyah - Beyaz, Nobre'nin golü, Gücüne Güç Katmaya Geldik, Koyduk mu?
   6İstifa istifa Adnan Polat istifa
   7Gol sonrası Üçlü
   8. Aramadığım yer kalmıyor seni Yıldız'dan, Taksim'e kadar
   9. Aslantepe'ye gidin...
   10. Sallasana sallasana mendilini Adnan Polat...
   11. GÜNDOĞDU !
   12. Sabri ortaya, üçlü çektir Kartal'a
   13. Gücüne Güç Katmaya Geldik ve maç bitişi.

Tribün sesinin Lig Tv'ye yansıdığı anlar;

0 yorum to “ 28 Kasım 2010 Samiyen Deplasmanı ”

Yorum Gönderme

 

Arşivde Canlanır Koskoca Mazi Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger