27 Mart 2018 Salı

27 Mart 2004 Beşiktaş-Gaziantepspor

,
  Ligin 25. haftasında rakip İnönü'de Antep. Bu maçtan bir hafta önce deplasmanda Diyarbakırspor'a 3-1 kaybedince Fenerbahçe ile aradaki fark 6'ya çıktı. Şampiyonluktan gittikçe uzaklaşan takımımız son çırpınışlarını gerçekleştiriyor. Bir sonraki hafta Galatasaray deplasmanına gidecek olan Beşiktaş mutlak üç puan parolasıyla sahaya çıkıyor.                                                                                                          14 Mart 2004'te oynanan Elazığspor maçı yazısında bahsetmiştim, takım taktikten uzak bam güm saldıran bir oyun yapısıyla sahadaydı. Bu da sonuca yansıyınca 8 gol olmuştu maçta. Gaziantepspor maçında ise daha sakin ve daha akıllıca oynayan bir Beşiktaş görüyoruz. Akıllı oyun erken golü getiriyor 7. dakikada Ahmed Hassan ile 1-0 öne geçiyoruz. Gol sonrası ataklar devam ediyor, bu esnada maalesef savunmamız da aksıyor ve kontra atakla gelen Gaziantepspor 11. dakikada skoru eşitliyor. Rakibin Lazarov ve Yusuf ile kontra oyununu gayet iyi becerdiğini söyleyebilirim. Bu maçta da görüyoruz ki Yusuf Şimşek, tarzı çok farklı olan, klas olarak Türkiye'de pek rastlayamadığımız bir futbolcu.                                       Yenilen gol takımın moralini ve oyun tarzını hiç bir şekilde etkilemiyor, 3 dakika sonra Pancu'nun takipçiliğiyle bulduğu golle tekrar öne geçiyoruz. İlk golü atan Ahmed Hassan, 'pır pır' araya kaçışlarıyla bu gole de büyük bir katkı yapıyor. 
   Maçın 20. dakikasında İsmet Arzuman oyunu durdurup Beşiktaş yedek kulübesine Sinan Engin'in yanına gidiyor ve Numaralı tribünü işaret ediyor.
   Numaralı'da sezonun özetini yansıtan bir pankart açılıyor, bu durum tabii ki İsmet Arzuman'ın zoruna gidiyor ve oyunu durduruyor. Pankart Sinan Engin'in yönlendirmeleriyle tribünden kaldırılıyor.
   Tribündeki kaos devam ederken sahada Kara Kartal rahat oyununu sürdürüyor, Oscar Cordoba'nın o alıştığımız harika asistlerinden biri geliyor ve Tümer'in golüyle fark ikiye çıkıyor. Golde, sezon sonu olaylı bir transfer süreciyle Beşiktaş'a gelecek olan İbrahim Toraman'ın da büyük hatası bulunuyor. 
   Oyun olarak rahatlayan takımımız skor olarak da rahatlıyor ama tribündeki protestolar devam ediyor. 'İbne Federasyon olamazsın şampiyon' tezahüratı yüksek bir sesle söyleniyor İnönü'de, bu tepki sezon içinde yaşadıklarımızın da özeti oluyor bir bakıma. Hakem İsmet Arzuman bu tezahürat sonrası anons yaptırıyor. İnönü'yü yaşayanlar bilir, eskiden anons yapılınca ses daha da artardı susulmazdı. Yine aynısı oluyor, anons gelince tribün küfürü daha da arttırıyor. Bu esnada Gaziantepspor iki pozisyona giriyor fakat golü bulamıyor. İlk yarının son dakikasında Ahmed Hassan ile net bir gol daha kaçırıyoruz. Tribün takımı soyunma odasına 'Hep böyle oynayın canımızı verelim' sesleriyle uğurluyor.
   İkinci yarıda oyun genel anlamda top çevirmeyle, rölanti bir şekilde ilerliyor. 61. Dakikada Zago'nun yerine oyuna Adrian İlie giriyor, Rumen golcü yine girer girmez büyük katkı sağlıyor takıma. Bir de Yusuf Şimşek skorun da verdiği rahatlıkla çok daha iyi futbol sergiliyor ikinci yarıda. Yürüyerek adam geçtiğini görebiliyoruz yine. Maç 3-1'lik skorla sona erecek derken İlie önce takipçiliğiyle topu kapıyor, sonrasında yine çok klas bir vuruşla golünü atıyor. Elazığ maçında olduğu gibi sonradan oyuna girip gol atmış oluyor Rumen golcü. Ve Beşiktaş derbi öncesi Gaziantepspor'u 4-1 yenerek önemli bir engeli aşıyor.
Maçın Geniş Özeti:
Read more

13 Mart 2018 Salı

14 Mart 2004 Beşiktaş-Elazığspor

,
   Ligin 25. haftasında, İnönü'de Elazığspor'u ağırlayacak olan takımımız maç eksiğiyle Fenerbahçe'nin 6 puan gerisinde ikinci sırada bulunuyor. Samsunspor maçıyla başlayan süreç kulübü fena şekilde etkilemiş, hafta boyunca birlik beraberlik çağrıları yapılmıştır. 2 bin civarı Beşiktaş taraftarı maç öncesi semtte toplanıp stada yürüyüş yapar.
Read more

6 Mart 2018 Salı

7 Mart 1998 Beşiktaş-Kayserispor

,
Sevdaya ilk selam…
   Çocuğum daha yaşım 9, 1997-1998 senesi eğitim yılında uzun yıllar sürecek olan okul hayatımın ikinci senesini geçiriyorum. Henüz hayattan hiçbir beklentim olmayacak kadar küçüğüm. Tek isteğim hafta sonunun hemen gelmesi, kendimi siyah-beyaz formamla akşamlara kadar yorulmadan top oynadığım, mahalleden arkadaşlara saklambacından, birdirbire, yakar topa, dokuz taşa ve aklıma daha gelmeyen nice oyunlar oynadığımız sokaklara bahçelere atmak. Şuan ilk okul çağında olan çocuklar maalesef pek bilmez bu duyguyu… Sabah çıkardık, bazen akşam ezanı geçerdi, yaz ayları ise yatsıyı bile bulurdu babalarımızın, sokaktan gelip bizleri topladığı. Hiçbir bilgisayar oyunu, veremez çocuklukta arkadaşlarımızla 1-2 liramızı denkleştirerek aldığımız toplarla yaptığımız maçların tadını. Keşke geri getirebilsek yitip gidenleri.
   Tam bu dönemlerde, Ankara’dan dayım geldi İstanbul’da çalışmaya ve bizle beraber kalmaya başladı. Genelde Beşiktaş maçları için geldiği İstanbul’a şimdi komple yerleşmişti. Tabi bu durumun benim üzerinde büyük etkilere sebepti. Beyazıt’a gidip dayımın, ilk Siyah-Beyaz formamı, şortumu, kramponumu aldığı günü hayatta unutamam. Nasıl bir sevinç tarif edemem.
   Bir gün erkenden yatmışım, yarın okul var tabi  'Adam olacak çocuklardık' ya, Barış abimizden öyle öğrenmiştik, dayım gelmiş, bir güzel uyandırmış beni maça gidiyoruz diye, forma atkı bere Beşiktaş ile ilgili ne varsa üzerimde anlayacağınız, ama maç yok tabi. Gece uykularımdan uyanarak, televizyonda Beşiktaş'la ilgili bir şey gördüğümde, pür dikkat kesilerek, yolda gördüğüm her Beşiktaşlıyı akrabam zannederek, maçların skorlarını, kazanıp kaybettiğimizi bile bilmeden, sadece Beşiktaş var olduğu için Beşiktaşlı oldum. İyi ki olmuşum.
   Yine gelmesini büyük bir heyecanla beklediğim o hafta sonlarından biri, bir cumartesi günü, baharın ilk günleri pırıl pırıl bir hava, sabah kalkıp kahvaltımı yaptıktan sonra yine arkadaşlarla kim bilir hangi mahallenin arka sokaklarında kayboluyorduk. Öğleden sonra eve geldim, annem, 'Neredesin sen geç dayın içeride.' dedi, 'Seni bekliyor.' dedi. İçeri girdim, dayım forması atkısı üzerinde, 'Ooo hadi hadi geç kalacağız diyor.', bir yandan maça mı gideceğiz diye sormak istiyorum ama, ya değilse diye hayal kırıklığına uğramak istemiyorum. Çok geçmeden dayım müthiş haberi verdi, maça gidiyoruz…
   Kısa sürede hazırlandık ve yola koyulduk. İlk kez maça gidiyorum ve gidene kadar sormadığım soru kalmamıştır. Kimle oynuyoruz? Şifo Var mı? Ertuğrul var mı? Amokachi var mı? Nereden gideceğiz? Hangi tribünde izleyeceğiz. 30 dakikalık otobüs yolculuğundan sonra Taksim’den indik. Başladık yokuş aşağı inmeye, iniyoruz ama karşımıza ne çıkacak, İnönü'ye daha ne kadar var bilmiyorum. Sadece yakın olduğumuzu, Beşiktaş formalı atkılı insanlardan anlayabiliyorum. Derken, Gümüşsuyu yokuşundan inerken İnönü belirmeye başladı. Uğultulu bir ses ne olduğu pek anlaşılmıyor ama zaten heyecandan idrak edecek durumda da değilim. Yolda sorduğum sorular yavaş yavaş cevaplarını bulmaya başlamıştı. Yokuştan aşağı inip arkaya doğru dolaştığımızda işte kapalı tribünün önündeydik. Dayım bileti aldı, ayak üstü bir şeyler atıştırdıktan sonra içeri girdik.
   Stada girdiğimizde kapalı tribünün ilk katının koridorundaydık, yeni açığın arkasından batan güneş, İnönü'nün yemyeşil pırıl pırıl çimlerine vuruyordu. Üst katın eski açık tarafına doğru en arka sıralara oturduk. Niye ortaya gitmiyoruz dediğimde dayım, orası şimdilik değil demişti. Tabi niye böyle yaptığımızı 3-4 sene sonra anlayacaktım. Maçın başlamasına 1 saat kadar var, şaşkın şaşkın etrafa bakıyorum, tepemdeki Kent Şekerleme reklamı ise hala hafızamda. Stat hoparlörlerinden ateşini yolla bana çalıyor. Futbolcular sahaya çıktı Amokachi, Ertuğrul, Oktay, Şifo hepsi oynuyor. Rüyanın içinde gibiyim.
Gazete 'muhtemel' kadroda yer vermese de, Amokachi ilk 11'deydi!
   Kötü bir sezon geçirdiğimiz için maçın skorunun pek bir önemi de yok aslında, ama orada olmak, Beşiktaş'ı canlı görebilmek harika bir duygu. Sonuç hiç de umurumda değil.
    Daha maçın başlarında 1-0 geri düşmemize rağmen, 2 gol Şifo Mehmet, 1 Gol Ertuğrul ve 1 Gol Amokachi attı ve 4-1 yendik Kayserispor'u. İlk maç uğurlu geldim tabi Beşiktaş'ıma.
   Bir kendi iyi kileri vardır insanın hayatta yapmışım dediği, bir de şükranla minnetle başkalarından gelen iyi kiler vardır. Bunlardan biri de, çok daha küçükken başlayan bu maçla içime işleyen Beşiktaş sevgisini bana aşılayan dayıma, iyi ki götürmüşsün bu maça beni, iyi ki öğretmişsin siyah-beyaz sevmeyi…
   Tam 20 yıl geçmiş bitmeyecek olan sevdaya ilk selam deyişe, Var ol Beşiktaş!

Maçın Özeti;
Read more

23 Şubat 2018 Cuma

29 Şubat 2004 Beşiktaş-İstanbulspor (Fotoroman)

,
   O berbat 03-04 sezonundan bir kaç yazıda bahsetmiştik, tekrar dile getirmeye gerek yok. Ligin 23. haftasında İstanbulspor ile oynayacak Kara Kartal. Sezonun ilk yarısını namağlup ve sadece 4 beraberlikle lider bitiren takımımız, ikinci yarının ilk 5 haftasında 2 beraberlik 1 mağlubiyet alır.
Read more

7 Şubat 2018 Çarşamba

8 Şubat 2003 Kocaelispor-Beşiktaş

,
   Efsane kadro bu maçtan tam 2 ay önce Galatasaray'ı devirip, liderliğe oturmuş, bir hafta önce de erteleme maçında Kadıköy'de Fener'i perişan edip Galatasaray ile puan farkını 5'e çıkartır. İlk yarıdaki maçı mucizevi şekilde kazanan Beşiktaş, Kocaeli'ye büyük bir moral ve yeni transfer Giunti ile gider.
Read more

30 Ocak 2018 Salı

31 Ocak 2001 İstanbulspor-Beşiktaş

,
   Türkiye Kupası'nda statü neredeyse her sene değişir, en güzeli ve en heyecan verici olanı ise tek maç eleme üzerinden oynanan statü. Bu şekilde aralarında güç farkı olan takımlar daha zevkli maçlar çıkartabiliyor. İstanbulspor'un kendine ait bir stadı olmadığı için maç Kadıköy Şükrü Saraçoğlu'nda oynanıyor. Rakibin kadrosunda yıllarca Beşiktaş forması giymiş olan Zeki Önatlı ve Recep Çetin yer alıyor.
Read more

11 Ocak 2018 Perşembe

12 Ocak 2008 Konyaspor-Beşiktaş

,
   Konyaspor 2003 sezonunda tekrar süper lige geldikten sonra en nefret edilen deplasmanlardan biri olmuştur. Berbat zemin, berbat tribün yapısı, mevsim fark etmeksizin soğuk hava  ve istisnasız her maçta takımın oynadığı kötü futbol. Zira bu maça kadar oynanan 4 maçta 2 beraberlik, 1 mağlubiyet ve sadece 1 galibiyet almıştır Beşiktaş. Aynı gün Akatlar'da Türk Telekom'la basket maçı olduğu için, harika zemin ve futbola tanıklık edemeyecek olmak çok üzücüydü. 
Read more

2 Kasım 2017 Perşembe

2 Kasım 2012 Beşiktaş-CSKA Moskova

,
   11-12 Sezonu play-off serisi ve bu serinin şampiyonlukla sonuçlanması Beşiktaş tribününde güzel bir basketbol kültürü yarattı. Takım ataktayken beste, top rakipteyken ıslık, serbest atışlarda ölümcül sessizlik. Kazanılan şampiyonlukta bunların etkisi çok büyüktü. Ve bu şampiyonluk Euroleague'in yolunu açtı. Çocukluktan beri Efes'in, Ülker'in Euroleague maçlarını televizyondan imrenerek izleyen biri olarak Beşiktaş'ın bu kupaya katılması inanılmaz heyecan vericiydi.
Read more

29 Ekim 2017 Pazar

29 Ekim 1996 Beşiktaş-Legia Varşova

,
   Polonya'da oynanan olaylı maçın 1-1 bitmesiyle büyük bir avantajla İnönü'ye gelir Karakartal. "Rasim Kara Rasim Kara bulunmaz eşin, final oynat Beşiktaş'ı taraftar için" tezahüratı daha gür sesle söylenmekteydi artık. 
Read more

13 Ekim 2017 Cuma

13 Ekim 1968 Beşiktaş-Bursaspor

,
   O zamanki adıyla Mithatpaşa Stadı'nda oynanan maç karşılıklı gollerle 2-2 sona ermiş. Rivayete göre bu maç için Bursa'dan İstanbul'a 15 bin kişi resmen akın etmiş. Maçın özetinde Sabri Dino, Yusuf Tunaoğlu ve Vedat Okyar gibi Beşiktaş'ın gerçek efsane isimlerini görmek mümkün. Özellikle Yusuf Tunaoğlu'nu izleyen büyüklerimiz O'nun gibi bir yeteneğin hala Türkiye'de bulunmadığını, bizim izlediklerimizin hikaye olduğunu söylerler.
Read more

25 Eylül 2017 Pazartesi

25 Eylül 1994 Beşiktaş-Bursaspor

,
   Rivayete göre bu benim tribünde izlediğim ilk maçmış, rivayet diyorum çünkü bu maç oynandığında 2 yaşındaydım ve haliyle hiç bir şey hatırlamıyorum. Sezona 5'te 5 ile başlayınca bizimkiler dayanamayıp atmış tribüne kendini. Ayak pek uğurlu gelmemiş ama, şampiyonluğa havlu atarak son haftalara girmiş, İnönü'de 5-10 bin kişilik sağlam kitleye oynayan Beşiktaş'a daha fazla aşık olmamın sebebi de böyle bir başlangıç olabilir tabi. Takım lige harika bir başlangıç yapınca İnönü yine hınca hınç dolmuş.
Read more

23 Eylül 2017 Cumartesi

14 Eylül 1996 Fenerbahçe-Beşiktaş

,
   Bazı sezonlar vardır, o sezon sorulduğunda şampiyondan önce bir maç akla gelir sonra şampiyondan bahsedilir. 2004-2005 sezonu mesela şampiyondan önce Pancu'dur, Koray'dır, 4-3'tür çoğu insan için. 96-97 de böyle bir sezon, yıllar geçer de Sergen'in 90'da o topu 90'a takışı var ya asla unutulmaz. Üstelik Fenerbahçe bir hafta önce Samiyen'de sansasyonel bir şekilde Galatasaray'ı 4-0 yenmiş, Beşiktaş ise dört haftada tek galibiyetini Vanspor'a karşı almıştı. 
Read more

12 Eylül 2017 Salı

12 Eylül 2009 Samiyen Deplasmanı

,
İlk Sami Yen deplasmanımdı, ilk dediğime bakmayın, tribünlerin yarı yarıya olduğu zamanlarda sezon öncesi yapılan TSYD kupası maçlarında falan gittim Sami Yen’e. O zaman babam tutardı kolumuzdan kardeşimle beni götürürdü maça. Büyüdükten ve aklımın ermeye başladığından sonraki ilk Sami Yen deplasmanım…


Read more
 

Arşivde Canlanır Koskoca Mazi Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger